Ask   Submit
gecerengi kullanıcısından yeniden bloglandı

bosayasayangenc:

beluckyforever:

yazardegilim:

buduuh:

ŞU ANA KADAR BİLİNEN GİFLERİN EN İYİSİYDİ

Adam olmak.

adam olmak.

adamlık

adam

(yelkenb gönderdi)

dibinekadarmuzik kullanıcısından yeniden bloglandı
dibinekadarmuzik:

"Öptüğün yerden yeniliyorum sana."
İlhan Berk
Sevdiceğin en yumuşak yerinden öpmektir.

dibinekadarmuzik:

"Öptüğün yerden yeniliyorum sana."

İlhan Berk

Sevdiceğin en yumuşak yerinden öpmektir.

(yelkenb gönderdi)

uykusuzaslaa kullanıcısından yeniden bloglandı

  En iyi paylaşımlar için Secilmispostlar.com takip et.

  En iyi paylaşımlar için Secilmispostlar.com takip et.

(uykusuzaslaa gönderdi)

kareligomleeek kullanıcısından yeniden bloglandı

oysabensadecesenisevmistim kullanıcısından yeniden bloglandı
tanimadinmibeni:

i want to be together :((

tanimadinmibeni:

i want to be together :((

(Kaynak: oysabensadecesenisevmistim, uneplaieouverte gönderdi)


sapkadantavsancikti kullanıcısından yeniden bloglandı

merhaba. ben 27 yaşındayım, adım b. evde oturmayayım diye 5 yaşında anaokuluna başladım. evde oyun oynasam ya da doya doya televizyon izlesem ya da en güzeli sabahtan akşama kadar mahallede koştursam da olurdu ama anaokulu diye bir kurum vardı ve ailem oraya yolladı. yine ben 5 yaşında sıkıntıdan okuma yazmayı çözmüştüm ama ilkokul diye bir şey yaratıldığı, beş yıl boyunca çocukları oyalamak için bir bina yapıldığı için oraya gönderildim. ilkokul birinci sınıfı bitirdiğimde basit bir şekilde matematik anlatmayı beceremeyen babam sayesinde iki bilinmeyenli denklem çözebiliyordum. ilkokulun beş yılı boyunca acayip sıkıldım. bu beş yılda defalarca dizimi kanattım, blok fülüt çalmayı öğrendim, bir kere gözümü yardım, kabakulak ve su çiçeği geçirdim, düzgün olmayan yazımı bir türlü düzeltemedim. onun dışında çok sıkıldım. bir de evde ailemin dinden hiç bahsetmemesi fakat okuldaki çocukların sürekli “allah karanlıktaki karıncayı bile görür” demesi yüzünden paranoyak oldum. bir ara babamın düşüncelerimi okuyabildiğini düşünüp yaramazlık yapamıyordum. ha bir de ilkokul beşte harket enerjisinin ısı enerjisine dönüşümünü anlatmak için kaydıraktan kayan ve poposu yanan çocuk örneğini verdiğim için dayak yedim.

ilkokul dört ve beşinci sınıflarda anadolu lisesi sınavına hazırlandım. çünkü iyi iş bulabilmek için iyi üniversiteye gitmek, iyi üniversiteye gidebilmek için de iyi liseye gitmek gerekiyordu. çocukluğumu ders çalışarak geçirdim. ilkokuldan sonar hazırlık okudum. bak o güzeldi. sonra ortaokul ve lise. bozulmayan sırayla ve aynı kelimelerle selçuklular, osmanlı ve cumhuriyet tarihleri öğrendim. liseden mezun olduğumda ikinci dünya savaşı hakkında hiçbir şey bilmediğim gibi birinci dünya savaşı da benim için bir sırp milliyetçisinin frand ferdinand’ı öldürmesinden ibaretti. bol bol dua ezberledim, saçma sapan matematik problemleri çözdüm, üçgenin iç açılarını ve dış açılarını ezberlemem yetmiyormuş gibi onyedigenin bir dış açısını hesaplayabiliyordum. blok fülüt çalmaya devam ettim. sandıktan takla attım. mercekte kırılan mum ışığının iz düşümünü buldum filan. bunlar hep iyi bir üniversite ve akabinden gelecek iyi iş hayatı, bol para içindi.

hayatımın en ergen yıllarını ders çalışarak geçirdiğim için manyak bir ergen oldum. çılgın gibi test çözdüm. trigonometri, türev, integral öğrenmeye çalıştım. beceremedim çünkü çok sıkılıyordum. üniversiteyi kazandım. ilerde iyi bir iş bulabilmek için anorganik kimya dersini geçmem gerekiyordu ve bunun için periyodik cetveli ezberledim. sonra sülfürik asitle elimi yaktım. bir keresinde organik kimya laboratuarında astım krizim tuttuğu için profesörden azar işttim. haklıydı, astımım varsa niye bu bölümü okuyordum? ama kimya bölümünde ne okunur, kimya mezunu ne iş yapar bilmeden o bölüme girmiştim işte. zar zor mezun oldum üniversiteden, tca siklusunu ve karbondioksitin molekül orbital şemasını çizmeyi ezberleyerek.

yaşım 24’ü bulduğundan artık ne iş yapmak istediğimi biliyordum ve yüksek lisansa başladım. genetik bölümünü kazandım, kanser çalışmak için heyecanla okula gittim tezlerin dağıtıldığı gün. maya çalışması verdiler bana. “kanser?” dedim, “maya da iyidir” dediler. yüksek lisansı bıraktım.

iş aramaya başladım sonra. istanbul’da 1+1 bir ev ve sadece elektrik faturasını karşılamaya yetecek işler teklif ettiler uzunca bir süre. halbuki ben 24 yaşıma kadar iyi bir iş bulabilmek için franz ferdinand’ı, tca siklusunu ezberlemiştim. blok fülüt bile çalmıştım! bari doğalgaz faturamı da ödeyebilseydim!

bir süre sonra tüm faturalarımı da ödeyebileceğim bir iş buldum. çünkü hak etmiştim bence. en çok sandıktan takla atarken haketmiştim! iki yıl oldu. iki yıldır allahıma çok şükür faturalarımı ödüyorum. iki yıl oldu, iki yıldır mobbing yaşıyorum. iki yıl oldu, iki yılda defalarca hıçkıra hıçkıra ağlayarak çıktım ofisten. iki yıl oldu, iki yıldır nefret ederek geliyorum işe.

merhaba, ben b. birkaç ay sonra 28 yaşımı bitirecek ve 29. yılımdan gün almaya başlayacağım. 5 yaşından beri iyi bir iş bulabilmek için saçma sapan işler yapıyorum, ama mutsuzluktan ölüyorum. hem badminton oynamayı öğrendiğim hem de ikinci dil olarak öğrenmeye çalıştığım almanca ile “ich bin acht un zwanzig jahre alt” demeyi becerebildiğim halde hayatımın 2/7’sinde geç uyanabilmek ve kahve içmeye gidebilmek için hayatımın geri kalan 5/7’sinden nefret ediyorum.

merhaba, intihar edelim mi?

EKŞİSÖZLÜK. (via sapkadantavsancikti)

Daha iyisi olamazdı.

(via yekyiaa)

HARİKA Bİ HAYAT ANCA BU KADAR İYİ ANLATILABİLİRDİ..

(via kurtcobaininkayipkizi)

blogumda yazi postlari reblog yapmam, ancak bu gercekten hakediyor abi.

(via lanadelreyinkocasi)

(yalnizlikmasalcisi gönderdi)

drezpect kullanıcısından yeniden bloglandı

bellsnibon:

drezpect:

Onu ilk gördüğümde beynimdeki herşey sustu.

Tüm sesler, yenilenen görüntüler yok oldu.

Obsesif kompülsif bozukluğunuz varsa, sessiz zamanlarınız pek olmuyor.

Yataktayken bile düşünüyorum:

Kapıları kilitledim mi? Evet.

Ellerimi yıkadım mı? Evet.

Kapıları kilitledim mi? Evet.

Ellerimi yıkadım mı? Evet.

Ama onu gördüğümde, tek düşünebildiğim dudağının kıvrımıydı.

Yada yanağına düşen kirpiği-

Yanağına düşen kirpiği-

Yanağına düşen kirpiği.

Onunla konuşmam gerektiğini biliyordum.

Otuz saniye içinde ona altı kez çıkma teklifi ettim.

Üçüncüden sonra kabul etti. Ama hiç biri doğru gelmedi. O yüzden devam etmek zorunda hissettim.

İlk buluşmamızda, zamanımı onunla konuşmak yada yemeğimi yemek yerine, tabağımdaki yemeği renklerine göre ayırmakla geçirdim.

Ama bunu sevdi.

Günde ona on altı kez yada yirmi dört kez elveda öpücüğü verişimi sevdi.

Eve yürümemin kaldırımdaki çatlaklardan dolayı uzun sürüşünü sevdi.

Beraber aynı eve taşındığmızda, kendini güvende hissettiğini söyledi. Kapıları on sekiz kez kilitlediğim için hırsız giremiyeceğini düşünüyormuş.

O konuşurken hep onun ağızını izledim-

Konuşurken-

Konuşurken-

Konuşurken.

Beni sevdiğini söylediğinde, dudaklarının kenarları yukarı doğru kıvrılırdı.

Geceleri, yatağa uzanıp ışığı kapatıp açışımı, kapatıp açışımı, kapatıp açışımı izlerdi.

Gözlerini kapatıp gece ve gündüzün önünden geçtiğini hayal ederdi.

Ama sonra… Onun zamanını çok harcadığımı söyledi.

İşe geç kalmasına neden olduğum için ona çok elveda öpücüğü veremeyeceğimi…

Beni sevdiğini söylerken, dudakları dümdüzdü…

Kaldırımdaki çatlağın üstünde durduğumda, o yürümeye devam etti…

Geçen hafta annesinin evinde kalmaya başladı.

Ona bu kadar bağlanmama izin vermemesi gerektiğini, herşeyin bir hata olduğunu söyledi, ama…

Ona dokunduktan sonra ellerimi yıkama gereği duymamam nasıl bir hata?

Aşk bir hata değil, onun bundan kaçabilmesi ve benim kaçamamam beni öldürüyor.

Gidip yeni birini bulamam çünkü tek düşünebildiğim o.,

Genelde bir şeye çok takıntılı olduğumda, cildim de tomurcuklar görürüm.

Arabalar arasında ezildiğimi görürüm…

Kafama taktığım tek güzel şey oydu.

Uyandığımda onun direksiyonu tutuşunu düşünmek istiyorum.

Duşu, kasa açarmış gibi açışını.

Mumları üfleyişini-

Üfleyişini-

Üfleyişini-

Üfleyişini.

Artık, düşündüğüm şey onu başka kimin öptüğü.

Nefes alamıyorum çünkü o adam onu bir kez öpüyor ve mükemmel olması umurunda bile değil!

Onu çok istiyorum…

Kapılarımı kilitlemiyorum.

Işıklarımı kapamıyorum.

obsesif kompülsif bozukluğu yani takıntı hastalığı olan birinin yazdığı ve bence harika olan şiir.

Bence sevilmeye en çok sen; Değersin. Değiyorsun. Değer.

(bokvardedilergeldik gönderdi)